Cildin doğal yapısı itibariyle hassas olmasının dışında bütün ciltler bizim yaptığımız hatalı davranışlar ve çevre faktörleri nedeniyle hassaslaşabilir ve artık kendini koruyamayan, her etkiye tepkiyle karşılık veren sorunlu bir cilde dönüşürler. Güzel bir cilt kazanmak ya da temizlenmek uğruna yapılanlar ise abartıya kaçıldığında aynı hassasiyeti doğururlar.
Genç bir cilt her şeye hazırlıklı olan, koruyucu tabakası güçlü, gözenekleri açık ve dolaşım sistemi tarafından dengeli salgılanan sağlıklı bir cilttir. Böyle bir cilt genç yaşlardan itibaren iyi korunursa özelliklerini de uzun zaman koruyabilir. Ancak çağdaş insan birçok dış etkenin tehditi altındadır:
- Yanık tenin güzelliğine inanıldığından beri güneşleniyoruz, dolayısıyla cildimiz yaz aylarında kendisi için zararlı olan ve onu yaşlandıran UV ışınlarına maruz kalıyor.
- Hava kirliliği cildi tehdit edip yapısını bozan en önemli etkenlerden biri. Cildin bunu atlatabilmesi için ciddi korunmaya ihtiyacı var.
- Klimalar sayesinde yaz ve kış rahatlıyoruz ama cildimiz bizimle aynı fikirde değil; ısı şoklarına karşı korunamıyor, kuruyor ve zayıflıyor.
- Kullandığımız kozmetikler iyi seçilmediği takdirde, sıcak suyla temizlik ya da cildimizi fazlasıyla suya tutmamız hassasiyetine yol açıyor.
- Güünlük duş alışkanlığı; makyaj temizleyici ürünler, arındırma işlemleri ve hamam derken cilt sürekli suyla temas halinde kalıyor ve bundan çoğu zaman yarar değil zarar görüyor.
- Son zamanların gözde bakımlarından eksfoliant ya da arındırma işlemleri gereğinden çok yapıldığında cildi zayıflatıp hassaslaştırıyor.
- Günümüz dünyasının stres ve sıkıntıları da cildimizin yıpratıp hassaslaştıran nedenlerden biri.
Temizleyiciler...
Özellikle 90'larda kadın ciltlerinde hızlı bir artış gösteren hassasiyet dermatolog ve kozmetikçileri harekete geçirdi. Temizleyici kozmetik ürünlerinin içeriğindeki deterjanlar ve suyla karşılaştığında köpürmeyi sağlayan aktif maddelerin ciltte hassasiyet yarattığı anlaşıldı. Bizim hoşumuza giden bu köpükler cildin doğal pH oranını yükseltiyor, cildin kendisine yararlı olan bakteri dengesini tahrip ediyor, epidermi strese sokuyor, cildin koruyucu hidrolipinik tabakasını bozuyor zayıflatıyor. Hele kuru bir ciltse, bir de musluktan akan suyun sertliği eklenince cilt daha çok üzülüyor. Cilt bu duruma girdiğinde artık kendini koruyamaz oluyor, her etkiye tepkiyle cevap veriyor: Kızarıyor, inceliyor, kuruyor, parfümler ve kozmetik ürünlerdeki koruyuculara alerjik tepkiler gösteriyor.
Yeni kuşak kozmetikler...
90'ların sonlarına doğru temizleyici kozmetiklerin formülylerinde büyük değişiklikler yapıldı. Daha az koruyucu madde ile köpürmeyi sağlayan aktif maddeler mümkün olduğu kadar az oranda kullanıldı; yeni kuşak parfümler de cildin daha rahat kaldırabileceği formüllerle bestelendi; yağlı maddeler daha hafif ve ciltle uyumlu olacak formüllere dönüştürüldü. En önemli mesele ise, temizleyici ürünlerdeydi. Yeni temizleyicilerin formüllerine nemlendirici, yumuşatıcı ve tahrişleri önleyen maddeler katıldı. Bu ürünler, temizleme işleminden saatlerce sonrasına kadar cildin nemli ve yumuşak kalmasını sağlıyor. Ama bu ürünlerin bir kusuru vardı: Köpürmüyorlardı. Köpqüksüz bir temizleyicinin tüketiciyi tatmin etmeyeceği düşünen araştırmacılar mucizeler yaratmakta gecikmediler ve yeni temizleyici ürünlere, su ile temas ettiğinde açığa çıkarak köpürmeyi sağlayan gazlar kattılar.
Zamanımızın gözde ürünleri kategorisinde yer alan arıtıcılar ya da eksfoliantlar da beenzer değişimlere uğramakta gecikmediler. Kuru ya da hassas ciltler de dahil her cilt tipinin haftada bir ya da iki kez rahatlıkla kullanabileceği arıtıcılar formüle ettiler.
Cildinizi dinleyin...
Cildiniz size çeşitli işaretler veriyor. Onu dinlemenizde yarar var: Eğer sabah akşam cildinizi yıkadığınızda içiniz rahat ediyor ama cildiniz gerilip kuruyorsa, sık yıkama alışkanlığından vaz geçmelisiniz. Cildinizin inceldiğini ve neredeyse damarların ortaya çıktığını farkederseniz artık sıcak sudan vaz geçmenizin zamanı gelmiştir. Aslında kış aylarında ılık, yaz aylarında soğuğa yakın ılıklıkta suyla yüzünüzü yıkamalısınız. Daha da iyisi: Cildinizi ılık bir havluyla silerek temizleyin, sonra da kaynak suyu, losyon veya tonik püskürterek toparlanmasını sağlayın. Artık cildiniz bakım ürünlerinin kullanımına hazırdır.