DÜNDEN YARINLARA KOZMETİKLER...
İnsanlar çağlardan beri sağlıklı ve güzel olmak, dost ya da düşman olsun başkalarını
etkilemek ve genç kalmak için çevrelerinde bulunan her şeyi kullandılar: Otları, çamuru,
kumu, kaynak suyunu, deniz suyunu, yosunları, toprağı... Her şeyi! Bugün kozmetik dediğimiz
konu, aslında hayli ciddi bir konu. Her ürünün ardında ciddi laboratuvar araştırmalarının
olduğu bir bilim dalı! Ve kozmetik hala... gençlik ve güzellik iksirlerinin peşinde.
Kozmetiğin geçmişi insanlık tarihi kadar eski. İnsanlar çağlardan beri bitkilerle, su veya
çamurla hastalıklarını tedavi etmişler; kaynak sularının erdemlerini keşfetmişler, kötü
ruhları kovmak için tütsüler yakmışlar, bazen tanrılarını etkilemek, bazen düşmanlarını
ürkütmek için toprak boyalarla yüzlerini ve vücutlarını boyamışlar. Bugün bile dünyanın
bazı bölgelerindeki ilkel toplumlarda erkeklerin savaş oyunlarında nasıl boyandıklarını
hala izliyoruz. Bu da bize yeryüzünde ilk süslenenlerin erkekler olduğunu düşündürüyor.
Erkeklerin etkilemek için boyanmalarından farklı olarak kadınların uyguladığı ve
"makyaj" dediğimiz "süslenme amaçlı" boyanmaya geçildi. Bunun tarihteki en güzel örneği
Mısır kraliçesi Kleopatra!
Kleopatra için "güzel olmak" bir yaşam biçimi idi. Sadece makyaj değil, kraliçe bugün
peeling dediğimiz arıtma işlemini o devirlerde Nil kumuyla yapıyor, sütle güzellik
banyolarına giriyor ve çeşitli bitki karışımlarıyla maskeler uyguluyor, çamur banyosndan
sonra vücudunu esanslarla ovduruyor ve tabii parfümleniyordu! Eski Mısır mezarlarının duvarlarında bitkisel yağların nasıl tedavi amaçlı kullanıldığı ve bunlardan nasıl parfüm yapıldığı film şeridi gibi izlenebiliyor.
Bitkisel yağlar doğunun uzmanlık alanıydı. Çok eski zamanlardan beri bitkisel yağlar iki
amaçlı olarak kullanılıyordu: Ağrıyan yerlerin ovulmasıyla "aromaterapi" yapılıyor ya da tene
sinen güzel kokularıyla çekicilik kazanılıyordu. Bitkisel yağların özelliği, cilde kolayca nüfuz
edip çok çabuk kana karışması sayesinde aktif maddeleri tüm organizmaya taşıması.
Bu, günümüzde uygulanan aromaterapinin ta kendisidir!. Diğer yandan doğu dünyası
yarattığı esansları ile parfüm sektörünün de öncüsü oldu.
Kaynak sularının erdemleri birçok efsaneye konu olmuş... Bunlardan biri Balçova için
anlatılanı: Truva savaşları sırasında Agamemnon'un kızı hastalanır, tüm vücudu yaralar
içinde kalınca Agamemnon askerlerine bulaşmasın hastalık diye kızını en bir su başına
terkeder. Kız bu sulara gire çıka yaraları iyileşir ve teni daha da güzelleşerek en
sonunda babasının yanına döner... Şifalı banyolar eski Mısır'dan Roma'ya kadar birçok
yerde tedavi amaçlı kullanıldı; günümüze de kaplıcalar olarak ulaştı. Şimdi içerdikleri
minerallarle sağlık ve güzellik veriyor, banyo yapılıyor, içiliyor ve hatta kremlerin içine kadar
girerek cilt bakımına katılıyor.

Çamur banyoları; ister beyaz olsun, ister yeşil veya kahverengi; kil halindeki çamur binlerce yıldan beri yeryüzünün tüm zenginliklerini taşıyarak insanlar tarafından ilaç yerine de kullanılmış, güzellik iksiri olarak da. Bugün çamurun değerli maddeleri alınarak ya da kopya edilerek yağlı icltlerin bakım ürünlerine ya da vücut inceltici bakım ürünlerine katılarak uygulanıyor veya eskiden olduğu gibi doğrudan çamur banyolarına girilerek aktif maddelerinin kullanımı devam ediyor.
Güneşlenmek derseniz... Coco Chanel modacı idi, parfümlere imza attı ama en büyük
devrimini, güneşe çıkarak yaptı. O zamana kadar kadınlar yüzlerini şapkalar altında saklayarak
ve pudralanarak güzel olmak adına ciltlerini bembeyaz tutmaya çalışırken, Chanel
bronzluğun güzelliğini kabul ettirerek bugün güneş ürünleri üreten koskoca bir sektörün
temelini atmış oldu. Böylece bir yandan güneşin ve deniz suyunun avantajlarından
yararlanılıyor, diğer yandan da güneşin zararlı ışınlarından korunuyor insanlar. Ve o gün
bugündür artık bronzluğun güzelliğinden kimse vaz geçmek istemiyor.
l.Dünya Savaşı'nın ardından kozmetik söktörünün çalışmalarına bilim de katılmaya başladı.
Bugün her ürünün ardında cidi laboratuvar araştırmaları var. Bitkisel aktif maddelerin
yanında C vitamini gibi kırılgan vitaminler kremlere katılabiliyor, yosunlu tedaviler
ve aktif maddelerle donatılmış ürünlerle vücut biçimlendiriliyor, çiçekler koparılmadan
kokuları alınıyor, bakım ürünleri cildin gençliğini koruyor, makyaj ürünleri bile cilt
bakımlarını üstleniyorlar.
Makyaj, sadece güzel görünmek için boyanmak kadar basit bir olay değil. Psikolojik olarak
kişiye kendini iyi hissettiren, her kadının kişisel özelliklerini vurgulayan, onun farklılığını
ortaya çıkaran ve az önce vurguladığımız gibi, aynı zamanda cildi dış etkenlerden
koruyup bakımını üstlenen çağdaş bir aktivitedir.
Ve kozmetik sektörü var gücüyle araştırmalarını sürdürerek gençlik iksirinin izini sürmeye devam ediyor... Sağlığınızı ve gençliğinizi korumak, ya da sadece güzelliğinizi vurgulamak için kozmetik günlük yaşantımızın bir parçası oldu. Bu nedenle sizin için güzellikler dünyasına buradan bir pencere açıyoruz.
Kozmetiklerin korunması bakımı ve tüketimi...
Bazen güzellik malzemelerimizi sonuna kadar kullanamadan atmak zorunda kalıyoruz. Oysa, ruju dibine kadar tüketmek, mascarayı akışkanlığını yitirmeden bitirmek, kremleri bir sezondan öbür sezona bozulmadan saklayabilmek için biraz kurnazlık yapmanız yeterli.
Bakım kremlerini korunması
Bakım kremleri açılmadıkları sürece etkilerini uzun süre koruyabiliyorlar. Eğer kremin ambalajında son kullanım tarihi belirtilmediyse, yine de 30 aydan daha uzun süre saklamamak gerekir. Kapağı açılmış bir bakım kremi ise, kullanılmamış olsa bile daha kısa ömürlüdür. Kremin kapağını sıkı sıkıya kapatıp, buzdolabının sebzeliğine koyarak 6 ay koruyabilirsiniz. Özellikle kış aylarında bitiremediğiniz, üstelik zengin içeriği nedeniyle yaz aylarında da kullanamayacağınız bir yüz kremini, gelecek kışa kadar saklamak için bu yolu seçebilirsiniz.
Son damlasına kadar temizlik malzemeleri
Temizlik malzemelerimizi sonuna kadar kullandığınızdan hiç kuşkumuz yok. Ama, akıcı bir ürün şişesinin dibini gösterdiği zaman sizce bitmiş midir? Bir laboratuar sorumlusu bitti zannettiğiniz ürünün de kullanılabileceğini açıklıyor: "Eğer suda durulanan akıcı bir ürün ise, içine az miktarda ılık su katıp şişeyi iyice çalkalayın. Böylece şişesinin kıyısında köşesinde kalan ürünün son damlalarını da kullanmış olacaksınız. Ancak aynı işlemi, yapısını bozacağı için bir krem veya sütü bitirmek için yapmamalısınız. "
Mascarayı akıcılığını yitirmeden bitirmek...
Yeni aldığınız mascaranın birkaç hafta sonra kurumaya başladığını hissettiğinizde haklı olarak sinirlenirsiniz. Bunun önüne geçmek için ilk yapacağınız şey, her kullanımdan sonra kapağını sıkıca kapatmaktır. Ayrıca lifli mascaraların daha çabuk kurudukları da biliniyor. Kurumaya yüz tutan mascaraların ömrünü uzatmak için iki yol var: Ya fırçasına birkaç damla ılık su, ya da bildiğimiz hint yağından damlatacak, sonra da fırçayı mascaranın içine sokacaksınız. Ancak suya dayanıklı olan waterproof mascaralara asla su damlatmayın, bu tip mascaraları sadece yağ ile yumuşatabilirsiniz. Kurumaya yüz tutan bir mascara ılık suda da yumuşar.
Rujunuzu sonuna kadar kullanın...
Rujunuzu doğrudan dudaklarınıza sürerek kalıbına kadar kullandıysanız, artık fırçayla bitirmenizin sırası gelmiştir., Hem rujunuzu fırçayla sürmek daha iyi sonuç verecektir. Üstelik fırçayla rujun dibine kadar uzanabilir, hatta kıyısında köşesindeki birikintileri bile rahatlıkla fırçayla alabilirsiniz.
Ojenizi sulandırabilirsiniz...
Sakın ojenizi aklınıza ilk gelen şeyle sulandırmayın. Kuruyan oje şişelerinin içine birkaç damla koruyucu baz, hatta daha da iyisi parlatıcı (Top Coat) damlatarak ojeyi sulandırabilirsiniz. Böylece oje hem sulanmış, hem de güzel birparlaklık kazanmış oluyor.
Farlarınızı saklayın...
Sıkıştırılmış bütün pudra yapısındaki allıkları, göz farlarını ve puudralarınızı dilediğiniz kadar saklayabilir ve kullanabilirsiniz. Bu türdeki ürünler nem kapmadığı sürece hiç bozulmazlar, ısıtılmış ve nem kapmış olanlar ise zamanla küflenebilir.
Fondötenlerle oynayın...
İki fondöten alıp üç fondötene sahip olabilirsiniz. Avucunuzun içine açık ve koyu tondaki iki fondöten koyup karıştırdığınızda orta renk tonunda fondöteninizi kazanırsınız. Ancak fondötenin aynı marka ve yapıda (mat, parlak, akışkan) olmasına özen gösterin. Yoğun fondötenlerinizi akışkan yapmak da mümkün. Avucunuzun içine azıcık fondöten alıp birkaç damla losyonla karıştırın. Fondöteninizi akışkan bir bakım ürünüyle de inceltebilirsiniz.
Tüpteki ürünleri iyice bitirin...
En basitişlem: Tüpün dibini dümdüz kesin, içinde daha ne kadar ürün kaldığını görüp şaşıracaksınız.
Kalemlerinizi ziyan etmeyin...
Kalemler en çok uçları açılırken ziyan edilir. Kırılmaması ve bulaşmaması için kaleminizi önce yarım saat kadar buzdolabında soğutun. Uç sertleştiğinden daha kolay açılacak ve hiç ziyan olmayacaktır.
NİL OTOVA